Göbeklitepe’nin eşik zamanından beslenen Auralis, gece ile gündüz arasındaki geçiş anını ve insanın kendini en net gördüğü anı temsil eder.
Zıtlıkların çatışmadan dengelendiği bu tasarımda kadın ve erkek, birbirine ayna olur ve bütünleşir.
Balıklıgöl’deki iki gölün birbirine bağlı yapısı bu fikri destekler; ayrılık ile birlik aynı akışta buluşur.
Auralis, başlangıcın bir cevap değil, fark edilişle başlayan bir soru olduğunu anlatır.